
ne yani ölecez diye
güzel de mi sevmeyelim.
hem sevmek için geldik.
hiç sevilmesem, ne gam.
oldu olacak
gider yalnız başıma ölürüm.
hem belki yalnızlıktan olur ölümüm.

ne yani ölecez diye
güzel de mi sevmeyelim.
hem sevmek için geldik.
hiç sevilmesem, ne gam.
oldu olacak
gider yalnız başıma ölürüm.
hem belki yalnızlıktan olur ölümüm.

Bu deyimi annem çok kullanır. Bana karşı kullanıldığında bir mağlubiyetin habercisi olduğundan huzurum kaçsa da tabir hoşuma gider. Mağlubun mağlubiyetini tasdikle birlikte altını çizerek inceden de laf dokundurmanın ince bir yoludur.
Ben güneşin zirveyi henüz terk ettiği yıllarda -80’lerin başı- doğdum ve sıcaklığın en hissedilir zamanında büyümeye çalıştım. Yani unsuru olduğum cemiyetle birlikte birçok konuda uzun süreler yola getirilmeye çalışıldım. İşin diğer tarafında ise düzeltilmesi gereken bir takım sorunlara doğumumla birlikte ortak oldum. Milliyetçiliğin kavurucu kısırlığı ve kuraklığını atlattıktan sonra –biraz da alaylı bir tavırla- meseleler daha kolay çözümlenebilir göründü. En azından milliyetçilikten kaynaklanan “bütün sıkıntıları milletimiz çeksin, devletimize zeval gelmesin” fikri yıkıldı.